|
| |||
ÖNCELİK MESELESİ
Hep ikincil konular olarak düşündüğümüz çevre ve sağlık ile ilgili meseleler, tam unuttuk derken önümüze acı faturalar koyarak kendini hatırlatıyor. 2007 yılının ortasından bu yana ülke olarak Ergenekon ile yatıp Ekonomik kriz ile kalkıyoruz. Gündem, araya giren yerel seçimler, zaman zaman araya giren terör olayları ve afetler nedeniyle rota değişikliği yaptı. Yerel gündemde siyaset hep ön planda oldu. Siyasete damgasını vuran beklenmedik adli operasyonlar, aday değişiklikleri, yerel seçimde sert suçlamalarla yürütülen kampanyalar, vaat edilenler, konuşulanlar derken insanın doğal var oluş ortamı ile ilişkisini unutabiliyoruz. Yerel ve ulusal gelişmelerin karmaşık labirentlerinde kaybolduğumuzda, doğa kendinin gerçekten var olduğunu kanıtlamanın farklı yollarını bulabiliyor. Ortaçağda, gerek doğu ülkelerinde gerekse Avrupa’da yaklaşık elli yıllık periyotlarla ortaya çıkan Veba hastalığı demografik yapıda büyük değişiklikler (Malthus’a göre düzenleyici etki) yapardı. Bir çiçek hastalığı salgınının, zamanın koşullarına göre yüz yıllık bir zaman diliminde tüm savaşların yol açtığı ölümlerden daha fazla can kaybına yol açtığı söylenir. Amin Maalouf bir kitabında böceklerin insanlardan milyonlarca yıl önce dünyaya geldiğini, insanoğlunun dünya üzerindeki macerasını tamamlamasının ardından da bu yaşam biçiminin uzun süre var oluşunu sürdüreceğini söyler. Yine de insanlığın temel mücadelesi böceklerden ziyade mikroorganizmalara karşı yürütülmüş (bundan sonra da böyle gidecek) gibi görünüyor. 1970’lerin sonlarında AİDS “Çağın Vebası” olarak karşımıza çıktığında, toplumsal bir histeriye dönüşmedi mi? Ebola, SARS, Kuş Gribi derken son aylarda “Domuz Gribi” diye bir hastalık insanoğlunu tehdit etmeye başladı. Meksika’da ortaya çıkan bu hastalığa yol açan virüsün, insan, kuş ve domuzlarda bulunan grip virüslerinin melezi olduğu söyleniyor. Meksika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan Kanada’ya derken, İngiltere’ye kadar ulaştı. Ülkemizde de bu virüsü taşıyan insanlara ilişkin haberler yayınlandı. Batı ülkelerinin büyük bölümü gümrük kapılarında nüfus hareketlerine sıkı kontrol uygulamaya başladı. En gelişmiş organizmalar nasıl da bu basit mikroorganizmalar karşısında çaresiz kalabiliyor. Manzaranın geneline bir göz attığımızda “hemcinslerimizi öldürmeye ayırdığımız kaynakların yarısını türümüzün korunması ve çevre ile sürdürülebilir bir ilişkiye ayırabilmiş olsaydık” diye hayıflanmamak elde değil. Asıl yakın tehdit belki de türümüzü değişik zaman dilimlerinde savunma refleksine sokan mikroorganizmalardan değil, insan ve doğa ilişkisini ikincil bir konu, adeta “işsiz güçsüz aylakların ilgilendiği bir hobi” seviyesine indirgeyen aymazlığımızdan kaynaklanıyor. Türümüzün önceliklerini yeni baştan değerlendirmesi mutlaka felaket senaryolarının hayat bulması ile mi gerçekleşecek dersiniz? 7.08.2009 10:03:22 Bu yazı 753 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 16 kişi online Toplam ziyaret : 87.569.377 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2245 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3451 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11440 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6633 kez okundu | ||
