|
| |||
“DALYA” DİYENLERDEN OLDUK
Yüz birinci yazı için bilgisayarın karşısındayım. Bir ortamda yüz sayısına ulaşanların “Dalya dediği” şeklinde kalıplaşmış bir ifade vardır. Merhum cumhurbaşkanımız Celal Bayar yüz yaşına ulaştığında “Dalya diyeceğimi 1960 ihtilali’nde idam riski altındayken söylemiştim” diye açıklama yapmıştı. Futbolda uzun süre bir takımda oynayan ileri uç oyuncuları aynı forma içinde yüzüncü golünü atarak “dalya” demenin düşünü kurar. Biz de bu anlamda Hakimiyet gazetesinde yüzüncü yazımızı yazarak “dalya” diyenler arasında haklı yerimizi almış olduk. Elbette bu sayıya ulaşmak hayat yolculuğunda aldığımız mesafenin her geçen gün biraz daha büyüdüğünü de gösteriyor. Henüz bazı genç muhabir arkadaşların adeta bir rüya ya da masal gibi gördüğü geçmişi hatırlayanların arasında yerimizi almaya başlıyoruz. Doğduğum köyde ilkokul 4. sınıfa varana kadar elektrik yoktu mesela… Lise yıllarına kadar siyah beyaz televizyon izledim. Çok kanallı televizyon lise yıllarımın sonuna, özel televizyonlar ise üniversite yıllarıma denk geldi. Henüz çok yaşlı sayılmayız elbette ama artık biz de beraberimizde bir tarih taşımaya başlamışız neredeyse! Bu tarihi ilginç bulmayanlara başka örnekler de vereyim… Çocukken köydeki avcıların vurduğu bir boz ayının cesedine bakmaya gittiğimizi hatırlıyorum. O zamandan sonra Ereğli çevresinde vahşi doğada yaşayan bir ayıdan bahsedildiğini bile duymadım. Ormanın kenarındaki bir yamaçta büyüklerimiz sabanın ardında ter dökerken, çalıların arasından fırlayan bir tavşan görmüştüm. Daha sonra evcil tavşanlar dışında bu hayvanı görmek hiç kısmet olmadı. Çocukluğumuzda ormanda kurtların bulunduğuna ilişkin ilginç olduğu kadar ürkütücü öyküler dinlerdik. En son iki binli yılların başında Kozlu’nun uzak bir dağ köyünde bir kuzunun kurt saldırısına uğradığını tanıkların ağzından dinledim. Bu yırtıcı da artık bölgede yaşamayanlar arasında yerini aldı. Eskiden köylerde kümeslerini tilkiden korumak için her yolu deneyen insanlar vardı. Bu hayvanı birkaç kez kendi gözümle görme imkânı da buldum. Uzun zamandır kümeslere dadanan tilki yok, gelinciklerin sayısı da giderek azalıyor olsa gerek. Artık köylerde kümes zararlılarının başında başıboş köpekler geliyor. Atmaca, Doğan gibi vahşi doğanın krallarını artık nadiren görebiliyoruz. Dünya genelinde Bin 359 türün yok olmanın eşiğinde bulunduğu gerekçesiyle koruma altına alındığı söyleniyor. Zonguldak’ta eskiden yaşayan ancak sanayileşme sürecine girdikten sonra ortadan kaybolan türler üzerine bir araştırma yapılmış mıdır bilmiyorum. Ancak Türkiye’nin vergi ödeme konusunda önde gelen illerinden biri haline gelmenin bir bedelinin olduğu kesin. Meğer Ereğli- Zonguldak karayolunun güneyinde kalan, gün geçtikçe daralan ormanlık alanlarda yaşayan vahşi hayvanları kurban vererek bugünlere gelmişiz. Mübeccel Kıray’ın “Ereğli, Bir sahil kasabasından sanayi kentine” adındaki hala referans gösterilen saha araştırmasını yaptığı yıllarda elimizde olan doğanın büyük bölümünü yitirdik. Üstelik çoğumuz neyi yitirdiğimizin farkında bile değiliz. Zonguldak gibi kentler için sanayiden vazgeçmenin olanağı yok. Ancak yeni sanayi türlerini seçerken sürdürülebilir bir doğal ortamı koruma güdüsünü taşımamız gerektiği ortada değil mi? Sanayileşme derken her zaman bedelini de göz önünde bulundurmak zorundayız. 28.07.2009 10:42:28 Bu yazı 762 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 11 kişi online Toplam ziyaret : 87.570.993 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2267 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3473 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11461 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6655 kez okundu | ||
