|
| |||
YURDUM İNSANI
Bir entel kendisine şoför olarak tuttuğu akrabası ile dalga geçmekten sadist bir zevk almaktadır. Bir gün giyimi, bir gün aksanı derken işin tadı kaçtıkça Şoför bozulsa da ne yapsın “ekmek parası, geçim derdi” diyerek kendini avutmaktadır.Trafiğin oldukça yoğun olduğu bir saatte şehir merkezinde adeta üst üste çıkan otomobillerin arasında ilerlemeye çalışırken yine entelin canı şoförü ile dalga geçmek ister. “Yahu Hamdi, çocukluğumuzda eşek ile seyahat ederdik. Beni şimdikinden daha hızlı eve götürürdü herhalde!” “Doğrudur efendim.” “Eşek ile şoför arasında ne fark olduğunu biliyor musun sen?” “Bilmiyorum efendim” “Şoföre dur dersen durur, eşeğe çüş dersen durur” Trafiği aşabilmek için ter döken, bir yandan da patronuna cevap yetiştirmeye çalışan Hamdi efendi içinde bulundukları sıkışık durumda kendisi ile dalga geçmeye çalışılmasına çok içerler. Bir süre sustuktan sonra: “Efendim eğer izin verirseniz ben de size bir soru sorabilir miyim?” Saf gördüğü şoförü ile yeniden dalga geçebilme ihtimalinin kokusunu alan entel cevap verir: “Hadi sor bakalım” “Bir entel ile eşek arasında ne fark olduğunu bulabilir misiniz?” Hayatını başkalarını küçümseyerek geçiren entel, vereceği cevapların kendisini sıkıştırma ihtimalini tarttıktan sonra en uygun cevabın çamura yatmak olduğuna karar verir. “Valla Hamdi, ne desem bilmem, ben bulamadım.” Hamdi Efendi lafı gediğine koyma fırsatını bulunca bir an tereddüt etmez: “Valla efendim ben de aradım bulamadım!” *** Örnekteki “entel” karakteri daha ziyade “yarı aydın” kategorisinde değerlendirmek herhalde doğru olacaktır. Özellikle bu kategoridekilerin kendi toplumunu eleştirirken gösterdiği bonkörlüğe içerlemekten kendimi alamıyorum. Geçen ulusal haberler yayınlayan bir internet sitesinde “yurdum insanı” diye bir köşe dikkatimi çekti. Özü itibarıyla “Yurdum İnsanı” deyiminin toplumumuzun üyelerine oryantalist bir bakış ile küçümsediği izlenimi edindim. Bu bakışın bir tezahürü de geçen yıllarda “göbeğini kaşıyanlar” şeklinde ortaya çıkmıştı. Kimi zaman birileri bir kuyuya taş atar da kırk akıllı çıkaramaz ya… İşte 2001 yılında iki büyük depremin hemen ardından bir anayasa kitapçığının yerçekimine direnmesi ile başlayan büyük ekonomik krizde bu yurdun insanı ekonomik açıdan ayakta kalabilmesini “Yurdum İnsanı” niteliklerine borçluydu. Darda kalanlara akrabaları sahip çıkmış, ardından gelen büyük ekonomik değişime dayanmak böyle mümkün olmuştu. O zaman tüm kalem erbabı ne yapacağını bilmezken “yurdum insanı”nın ne yapacağını bildiği bir kez daha kanıtlanmıştı. Son ekonomik krizde İşsizlik ve yoksulluğun arttığı bir ortamda, güzel günlerde yüzüne kimsenin bakmadığı “Yurdum İnsanı” niteliklerine bir kez daha ihtiyaç duyuldu. Muhtemeldir ki bu kriz hükümetin aldığı tedbirler kadar, toplumumuzun mayasında bulunan, zor zamanlarda ortaya çıkan özellikler sayesinde aşılacak. Belki bazıları bu toplumun dayatılan sıkıntılara sebatla göğüs germesini “koyun” benzetmesi yaparak açıklamaya girişebilir. Kendi insanını bu kadar küçümseyen bir anlayışı nasıl izah edelim?… Ancak kimse yanılmasın! Tecrübeyle sabittir ki yurdumun insanı kendisini yok sayanları veya küçümseyenleri silkelemeyi de çok sever. 25.06.2009 10:23:03 Bu yazı 738 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 29 kişi online Toplam ziyaret : 87.570.967 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2267 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3473 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11461 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6655 kez okundu | ||
