|
| |||
BUĞDAY TARLASINDA DEF-İ HACET
Fıkra bu ya, Amerikalı iki bilim adamı Doğu Karadeniz yaylalarında araştırma yapmak için geldikleri Türkiye’de Temel’i rehber olarak tutarlar. Temel’in köyüne ait yaylada dolaşırlarken sıkışan araştırmacılardan biri tam büyük abdestini yapmak üzereyken Temel tarafından uyarılır. “O tarla bizim değil, olmaz!” Biraz ilerledikten sonra başka bir tarlada işini görmek isteyen araştırmacı gözünün ucuyla Temel’e bakar. Temel “Hayır o tarla da bizim değil, az daha beklersen bizim tarla var orada işini görebilirsin” der. Doğanın binbir yeşili arasında yayla boyunca ilerlemeye devam ederler. Sonunda Temel’in ektiği buğdayların sararmaya başladığı tarlaya geldiklerinde Araştırmacı nihayet def-i hacetini yapma olanağına kavuşur. İşini bitirdikten sonra Temel’e dönerek: “Ah Temel, memleketiniz her şeyiyle güzel, her türlü güzelliği bir arada barındıran bir cennet adeta. Tek eksiğiniz birlik beraberlik!” der. Temel lafı gediğine koymak için fırsatı kaçırmaz: “O dediğinden bizde olsaydı sen benim tarlama değil, ben senin tarlana ederdim!” *** Ereğli’de farklı görüş ve anlayıştaki insanların ve kurumların ilçenin geleceğine ilişkin asgari müştereklerde bir araya gelememesi durumunda başımıza gelecek olanı çok iyi anlatan bir fıkra bu. Eğer TSO’nun dünkü yazımda bahsettiğim toplantıda anlatmaya çalıştığı “Ben değil biz” anlayışını makul ölçülerde yerleştiremezsek birileri gelip tarlamızda ihtiyacını görecektir. “Başkasının felaketi insana eğlence olur” gibi bir yaklaşım acaba sadece Türkiye’ye, daha özelde Ereğli’ye has bir şey midir? En ufak görüş ayrılıklarında kavgaya yönelme, sırf başkası söyledi diye olumlu girişimlere muhalefet etme, “benim olmayan ciğer mundar” diyen kedi anlayışı bir toplumu geleceğe ne kadar taşır? Devlet politikası olarak 1990’lı yıllardan bu yana kamunun ekonomik faaliyetlerden çekilme öyküsünün yukarıdaki fıkrayı hatırlatan, bir kısmını Ereğli’nin de yaşadığı yönleri var. Şimdi sırada bölgesel ve sektörel teşvik getiren yasadan nasıl yararlanılabileceği konusu ile karşı karşıyayız. Hep birlikte oturup bir durum değerlendirmesi yapmak zorundayız. Böyle bir birlikteliğin sağlanabileceği konusunda iyimser olanların sayısı oldukça az. Toplumun bazı kesimlerinde birtakım psikolojik savunma mekanizmalarının doğal sonucu olarak böyle düşünenlerin olması doğaldır. Ancak toplumu geleceğe taşıyacak kamu kurumları, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin yetkili ağızlarında benzer ifadeler görüyorsak, endişe edenlere “haksızdır” diyemeyiz. Birlik beraberlik bireylerin yaşamında olmazsa olmazlardan değildir. Bireyler pekala yalnız da yaşayabilir. Diğer taraftan bir toplumun hayatını barış içinde sürdürebilmesi söz konusu olduğunda, asgari müştereklere ulaşmak için taviz verebilmek bilgeliğin gereğindendir. Birilerinin gelip bugüne kadar buğday ektiğimiz tarlada def-i hacet giderdiğini gördüğümüz zaman, uyarıları dikkate almak için vakit çok geç oluyor. 23.06.2009 09:36:02 Bu yazı 746 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 17 kişi online Toplam ziyaret : 87.570.977 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2267 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3473 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11461 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6655 kez okundu | ||
