|
| |||
AYNAYA BAKMAK
Bir Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi uzun yıllara yayılan acıların ardından devletin kendisiyle hesaplaşması açısından önemli bir gelişme… Osmanlı döneminde ilk kez Selanik’te 1911 yılında kutlanan 1 Mayıs, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşu ile birlikte TBMM tarafından İşçi Bayramı olarak kabul edildi. Ertesi sene kitlesel kutlamalar, 1925 yılında ise tüm kutlamalar yasaklandı. 1935’te ise “bahar ve çiçek bayramı” ilan edilerek resmi tatile dönüştürüldü. Yüzyılın son çeyreğinde İstanbul’un Taksim meydanında yeniden Devrimci İşçe Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’nun önderliğinde işçi bayramı kutlamaları yapılmaya başlandı. 1977’de 1 Mayıs kronolojisinin en kanlı gününde 34 gösterici hayatını kaybetti. 1979’da Sıkıyönetim Komutanlığı’nca yasaklanmasına rağmen yüz binlerce kişi yeniden Taksim Meydanı’nda toplandı. 12 Eylül askeri darbesinin ardından kurulan Milli Güvenlik Konseyi, 1 Mayıs’ı resmi tatil olmaktan çıkardı. Yasak da olsa, kanlı da bitse kutlamalar devam etti. 1989’da polisin açtığı ateş sonucu bir, 1996’da üç kişi hayatını kaybetti. 2007’de yüzü aşkın insan yaralandı, yüzlerce kişi gözaltına alındı. 2008 Nisanında 1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Taksim’de kutlama yapılmasına izin verilmeyince yine olaylar çıktı ve nihayet geçtiğimiz Nisanın sonlarına doğru 1 Mayıs yeniden resmi tatil ilan edildi. Bu şekilde 12 Eylül’ün sosyal yaşantımızda bıraktığı arızalardan biri daha ortadan kalkmış oldu. Bu satırları yazdığım sıralarda, ajanslar kutlamalar sırasında meydana gelen gergin ortamları bildirmeye devam ediyordu. Bilanço katlanılmaz olmasa da bir gerçeğin de altını çizmek durumundayız. Devletin 1 Mayıs’ı bayram olarak kabul etmesi belki de tam olarak kendi geçmişi ile hesaplaşması anlamına gelmiyor. Sendikalı olmanın önündeki engeller göz önüne alındığında daha alınacak çok yol olduğunu kabul etmek durumundayız. Radikal grupların yol açtığı gergin ortamların son bulacağı gibi bir değerlendirmenin de benzer bir şekilde aşırı iyimserlik olarak görülmesi gerekiyor. Bir refah toplumunu kuramadığımız, çalışanların yasal haklarını fiilen güvence aldığını ispatlayamayan bir düzen, yasa dışı eylemlerin oluşması için uygun bir toprak olmaya devam edecektir. Devletin aynaya bakıp gördüğü kusurları ortadan kaldırmasını beklemenin, uzun yıllardın 1 Mayıs’larda acı çeken bir toplumun en temel hakkı olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bir bayram günü Molotof kokteylleri ile kutlama yapanlar da bir gün aynaya bakıp içinden geldikleri süreçleri sorgulayacaktır. 4.05.2009 09:38:12 Bu yazı 788 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 125 kişi online Toplam ziyaret : 87.571.214 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2269 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3475 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11463 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6657 kez okundu | ||
