|
| |||
BAŞKAN ADAYI VE SAVAŞÇI KRALIN ŞİİRİ
Belediye başkan adayı, gün boyu süren kurum ziyaretleri ve akşam katıldığı kahve toplantılarının yorgunluğunu atmayı bile aklına getirmeden, kente hakim bir tepede bulunan, deniz manzaralı evinin çatı katındaki çalışma odasına çıktı.Pahalı ceketini vestiyere astıktan sonra ofisindeki küçük buzdolabından kendisine büyük bir bardak portakal suyu doldurdu. Çalışma masasına dönerek büyük deri koltuğuna gömüldü ve ertesi günün programını gözden geçirmeye başladı. Her şey aday adaylığı sırasında beklediğinden çok farklı gelişmişti. Şehir için hayal ettiği, başka kimsenin girişmeye cesaret edemeyeceği büyük projeleri vardı. Kılıçtan keskin argümanlar, itiraz edilemeyecek aforizmalar üreteceğini hayal ediyordu. Partililer kendisini başkan olarak görebilmek için varlarını yoklarını ortaya koyacak, teşkilatı tüm olanaklarını adayını bir numara yapmak için seferber edecekti. Partinin ilçe başkanının daha aday adaylığı sürecinde kendisine ilişkin şüpheleri olduğu kulağına gelmişti. Ancak, seçim çalışmalarına başladıktan sonra ikide birde bir kenara çekilerek çalışmanın yükünü tamamen omuzlarına yıkmaya çalışması beklemediği bir şeydi. Partideki arkadaşlarının bir bölümü meclis üyeliği listesinde istedikleri sırayı alamayınca hevesleri azalmış, birkaçı başka bir partiye geçmişti bile. En çok moralini bozan ise okuduğu bir haberde, geçen hafta gittiği bir kahvede, vatandaşların kendisine gösterdiği ilginin aynısını en dişli rakibine de göstermiş olmasıydı. “Bu ne belirsiz bir süreç, ne kaygan bir zemin, bu ne yaman çelişki” diye düşündü. Siyasi rakipleri de kısa zamanda oldukça dişli olduklarını göstermeye başlamıştı. Hayal ettiği argümanların bir kısmı daha söylenmeden yıkılmış, kalanların bir kısmı partideki danışmanlarının itirazlarına, bir kısmı da rakip adaylar tarafından kendisi dile getiremeden konuşulmuştu. Başkan adayı, şehirdeki en yalnız insanlardan biri olduğunun bilincinde, yerinden kalktı ve teras katının yarısını kaplayan balkona çıkarak, parıltılı ışıkları ile denizden kendisine kadar uzanan, önünde yabancı bir galaksi gibi yayılan şehre baktı. Öylece düşüncelere dalmış şehri seyrederken, R.E.Howard’ın siyasetin vahşi doğasına ilişkin şiirinin ilk dörtlüğünü mırıldandı: “Ben basit bir savaşçıyken davullar çaldılar, Atımın ayaklarına altınlar sererek çağırdılar, Şimdi büyük bir kral olunca beni izliyorlar, Kadehlerinde zehir, pelerinlerin altında hançerlerle.” Morali bozuk ve yorgun başkan adayı yeniden ofisine dönerek portakal suyu bardağını masaya bıraktı. Ardından yeniden buzdolabına giderek kendisine bir duble viski doldurdu. 28.02.2009 10:20:04 Bu yazı 897 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
28.02.2009
godayva diyor ki;Başkan adayımızın bu ermişliği üzerine "İnsan ne için siyaset yapar?= İnsan ne için yaşar?" sorusuna vereceği cevabı merak ediyorum.Onu tanımlayabilirsek bize ait olabilir belki.Arkasındakileri iyi tanımış. Önünde olanlara dair ne söyleyebilir bize. Merakla bekliyoruz. |
Şu anda 22 kişi online Toplam ziyaret : 87.572.674 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2290 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3496 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11484 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6678 kez okundu | ||
