(Hakimiyet Gazetesi'nin resmi internet sitesidir)

BU MEMLEKETTE ZABITA/POLİS YOK MU?

Fikri KAPAN

İtiraf etmeliyim mi, bu memlekette medyanın da hiçbir gücü ve etkisi kalmamış!

Geçmişte böyle miydi?

Gazetede çıkan bir haber, en hızlı şekilde ilgili makamlara ulaşır ve makamlarda oluşan ‘panik havasıyla’ sorunun giderilmesi için ivedi çaba gösterilirdi!

Basın mensubu görüldüğünde, arkadaşlar arasında, “bak gazeteci geçiyor, söylerim haaa!..” şeklinde espriler bile yapılırdı!

Bu dönemde ise bırakın böyle espriyi, uyarıda bulunan basın mensubunu dövmeye bile kalkışanlar oluyor!

Başıma da gelmedi değil!

Aynı zamanda ‘mağdurlarından olduğum’ Müftü Mahallesi Süheyla Erel Sokak’ta, trafik sorunu üzerine yaşadığım tartışmalarda neredeyse dayak yiyecek pozisyona geldiğimi hatırlıyorum!

İki keçinin dik yamaçta ve dar geçişte karşılaşmalarında birbirlerine yol vermeme gibi durumları birçok konuya örnek gösterilir!

Bizde o kadar olmaz; hatta, zaman zaman iki taraftan sokağa giriş yapan araçların geçiş üstünlükleri de olmadığından ‘iyi niyetle’ biri geriye giderek, diğerine yol verir.

Vermediğinde ise aynı iki keçi gibi ‘önce ben girdim, sen geri çık’ türünden tartışmalar, atışmalar yaşanıyor bu sokakta!

Peki, bu yaşananları baş suçlusu sürücüler mi?

Elbette değil?

Kim?

Öncelikle, vatandaşlık haklarını bilmeyen, özgürlük sınırlarını yanlış özümsemiş olan bazı şahsiyetler!!!

Sıfatlarına ister ‘sürücü/şoför’ de, ister ‘esnaf/iş insanı’ de!..

Hiç fark etmez!

Kendi aracının bile görebileceği hasarı düşünmeden; zaten dar olan yolda gelişi güzel park eden sürücüyü mü ararsın?!

Aslen evini geçindirme telaşında olduğunu bildiğimiz ancak, başkalarının yaşam alanlarını kısıtlayan seyyar tezgah sahiplerini mi ararsın?!

Ağzını açıp, bir şey söylediğinde yapıştırıveriyorlar lafı!!!

“Ne olmuş yani 5 dakikalığına park ettik.”

!!!

Yahu o 5 dakikanın ne kadar uzun zaman olduğunu düşünemeyecek kadar mı cahilsiniz?

Örneğin ben gazeteci olarak acil habere gitmem gerektiğinde; 5 dakikada neleri kaçıracağım senin aklına gelmeyebilir?

Peki, orada olası acil bir hasta geçişinde 5 dakikada hayatların yok olabileceğini de mi düşünmüyorsun?!

Sen, “evime ekmek götüreceğim” derdindeyken, benim o dar yoldan aracımla geçerken bir yayaya çarpma ihtimalimi hiç mi aklına getirmiyorsun!

***

Hadi bunlar vatandaşın ihmali, ilgisizliği, duyarsızlığı!..

Ya; asli görevi bu gibi sorunları gidermesi gereken Emniyet ve Belediye Zabıta güçlerine ne diyeceğiz?!

Kaç kez bizzat kendim (hem de şikayet edercesine) sorunları bildirdim. Olay mahallinde ilettim.

Hem polis ekiplerine, hem zabıtaya…

Hatta Kaymakam’a bile!..

Her yere görevlendirme bulabilen Belediye, bu sokaktaki seyyarlar için -hiç olmazsa bir ay süreli- görevlendireceği zabıtası mı yok?

Yeterli polis ekibi olmadığını bildiğimiz Emniyet güçlerinin, aynı şekilde -hiç olmazsa 2 hafta süreli- güzergahta sabit tutabileceği bir polis memuru da mı yok?

Yolda hız limitini 2 kilometre aştığımızda kesilen binlerce lira ceza, burada ‘keyfiyetle yapılan’ ihlallerde neden uygulanmıyor?

Bakın net yazıyorum:

Bir gün böyle bir durumda ben, aracımı, iki yönünde kullanamayacağı şekilde yolun ortasına bırakacağım!

Böyle bir durumda çıkacak olaylardan da sorumlu olarak şimdiden zabıta ve polisi göstereceğimin bilinmesini istiyorum.

Ve vatandaşın sözünü bir kez daha tekrarlıyorum;

Bu memlekette zabıta/polis yok mu?

EĞİTİMDE MÜFREDAT!

Biraz ileri yaştakiler hatırlar: ilkokul öğrenciliğimizde öncesiyah önlük, ardından açık mavi önlüklerimiz vardı.

İmkanı olan aileler 2 adet alırdı ki; hafta içinde bir kez çocuklarına değiştirebilsinler diye...

Tek alabilenler de haftadan haftaya yıkardı.

Yakalarımız beyaz ve kolalıydı!

Her hafta sonu tırnaklarımız kesilir, sabahtan saçlarımız taranır; okula öyle gönderilirdik!

Sonra dediler ki!

“Alan var, alamayan var. En iyisi herkes evindeki normal kıyafetler iile okula gelsinler!

Öyle hale geldi ki sistem, bu kez aileler daha çok zora girdi; çünkü çocuklar, arkadaşlarında gördüklerini istemeye başladılar.

Olmadı! Bu kez her okul kendine göre belirlediği forma türü kıyafetler alsın!

Hadiii!!!

Önlük 20 liraydı, bir takım kıyafet 200 lira!!!

İlkokul 5 yıldı; orta okul ve lise 3’er yıl!...

“Olmaz” dediler; “zorunlu eğitime geçmeliyiz”!

Önce ‘İlköretim’ yaptılar; ilk ile ortayı birleştirip 8 yıla çıkardılar!

Tutmadı; İlk, orta, lise eğitimlerini 4’er yıla çevirdiler!

Hemen hemen her dönem, her gelen Milli Eğitim Bakanınca yeni bir müfredat uyduruldu!

Ülke genelinde üniversite sayısı 200’ün çok üzerlerine çıkarılarak (sözde) eğitim seviyesi yükseltildi!

Nedense hepsi yalan çıktı!



28.05.2024 09:39:38

Bu yazı 506 defa okunmuştur

Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş

YORUMLAR (0)
YORUM EKLE
Adınız


(1000 / )




Şu anda 17 kişi online
Toplam ziyaret : 76.757.582

Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi

SAFRA KANAL TAŞLARINDA CERRAHİ DIŞI TEDAVİ YÖNTEMİ


Devamını oku »

14.03.2024 09:54:08 tarihinde yazıldı
1372 kez okundu


(ESPRİYLE) KAREDEN YANSIYAN

ALDI BİR TATLI TELAŞ!..


TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
DİDEROT ETKİSİ


Devamını oku »

28.11.2023 12:54:26 tarihinde yazıldı
2855 kez okundu



Bu site en iyi IE5+ tarayıcı ve 1024 x 768 çözünürlükte izlenir.
Tüm Hakları Saklıdır
© 2006 EregliHakimiyet.Com - EregliHakimiyet.Net

Tasarım & Programlama RSNet tarafından yapılmıştır

Ereğli Haberleri