|
| |||
KAPANAN DEFTERİN KERAMETİ…
Ademoğlunun anlaşılmaz işlerinden birisinin de, kapattığı defterlerde keramet araması olduğunu düşünmüşümdür hep…Nostaljik bir yaklaşımla “eskiden böyle miydi” diye başlanan muhabbetlerin temelinde kendimizin herkesten farklı olduğuna inancımızın yol açtığı egosentrik yanılsama yer alır. Bizim yaşadıklarımız, şimdikilerin yaşayamayacağı özel deneyimlerdir… Böylesi yaklaşımların öznesi defteri dürülmüş kurumlar olduğunda olay kamusal alana taşınır ve anma konferanslarının bir bölümü buradan ortaya çıkar. Ancak bazen bir şekilde gördüğünüz şeylerin ardında başka şeyler de olabilir. *** Haberlerini gazetelerde okuduğunuz “Kuruluşunun 70. Yıldönümünde Köy Enstitüleri” konulu konferansın ardından Ereğli Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Coşkun’a yarı şaka takıldım. “Hocam bu kurumlar bu kadar faydalıysa, neden yeniden kurmuyoruz?... Eğer kurmayacaksak, aynı ölçüde yararlı işlere imza atan Yeniçeri Ocağı’nı da anmak gerekmez mi? Yeniden kurmayacağımız bir şeyin anılmasının yararı var mı?” Dekan Coşkun, nazik bir insan… Gülerek, “Önemli sonuçları olan yararlı şeyleri anmak gerekir. Bu açıdan Yeniçeri Ocağı’nın da anılması yerinde olabilir ama bu kurumu anması gereken Eğitim Fakültesi değil” dedi ve ekledi: “Doğru olan Köy Enstitülerini yeniden yaşatmak değil, bu kurumların topluma kazandırdıklarını bugün başka alanlarda kazandırabilecek model arayışında olmaktır.” Coşkun, bu ifade ile yazının başındaki “kapanan defterde keramet arama” anlayışının Köy Enstitülerinin anılması için söz konusu olmadığını anlatmış oldu. *** Hemen ardından gazetecilerin de bulunduğu bir ortamda konferansı izlemeye gelen öğretim görevlileri ile neler yapılabileceği konusunda fikir yürütmeye başladık. “Köy öğretmenleri, bilgisayar kursları verebilecek nitelikte yetiştirilebilir, Halk Eğitim kanalıyla torna tesviye, ahşap işleri gibi bazı meslekler öğretilebilir…” Derken, böyle şeyler için öğretmen yetiştirme altyapısının bu işler uygun olmadığını, artık öğretmenlerin idealist olmasının önüne geçen bir teşkilatlanmaları bulunduğu, dahası bu işleri yapabilmek için devletin başka enstrümanları da bulunduğu gerçeğiyle yüz yüze geldim. Konferans bir anlamda Köy Enstitüleri’nde bayraklaşan, cumhuriyetin düşünsel altyapısını yeniden üreten idealizme, hem övgü, hem de ağıt (ZKÜ Orkestra ve Korosunun konferans öncesindeki konseri böyle de algılanabilir) olarak okunabilirdi. *** Yeniçeri Ocağı’nı “kapanan defterde keramet aramak” için anmak mümkün olabilir. Bu ocağın yüzyıllar boyu Orta Avrupa’nın içlerinde ulaştığı zaferler, -alemlerin rüzgarda dalgalanması, kınından çekilen kılıçlar, havada yağmur gibi uçan oklar derken- hamaset için eşi bulunmaz bir kaynak oluşturabilir. Ancak daha fazlası değil… Tarih boyunca Köy Enstitüleri modelinin geleceğe miras bıraktığı idealler demeti gibi bir terekesi bulunan, anılmaya değer başka bir kurum bulmak kolay değil… Bir konuya dikkat etmeliyiz… Belki de enstitülerin kapanmasına yol açan zihniyeti masaya yatırmak ve sorgulamak, onların hakkı olan itibarı iade edebilmenin asıl yolu olabilir. 23.04.2010 10:34:21 Bu yazı 1128 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 23 kişi online Toplam ziyaret : 87.564.194 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2201 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3408 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11400 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6593 kez okundu | ||
