(Hakimiyet Gazetesi'nin resmi internet sitesidir)

İŞTE MESELE BU


İşsizlik konusunda gelinen noktada kamuoyuna yansıyan rakamlar korkunç!
   Kasım, Aralık ve Ocak aylarını kapsayan üç aylık dönemde işsiz kalanların sayısının 1 Milyon 484 bine ulaştığı tahmin ediliyor.
   827 bin kişi artık iş bulmaktan umudunu kesmiş… Ocak itibarıyla açıklanan işsizlik oranı yüzde 14,5.
   Kayıt dışı işsizlik oranının ise yüzde 42,3’e ulaştığı tahmin ediliyor.
   Türkiye vatandaşının temel meselesinin “Eve ekmek götürmek, ya da götürmemek” haline geldiğini gösteren rakamlar bunlar…
   ***
   Meselenin siyasi uzantıları mutlaka vardır ama gelin bu durumu böyle mülahaza etmek yerine genel bir bakış atmaya çalışalım.
   Geniş kapsamlı özelleştirmelerin yapıldığı bir dönemden geçtik. Ülke (belki de devlet demek daha doğrudur) özelleştirme gelirleri sayesinde rahat bir nefes aldı.
   Özelleştirme hareketleri sonucunda verimliliğin arttırılması için işçi çıkarma yapılmasının kaçınılmaz olduğu daha önce de bilinen bir şeydi.
   Özel sektörün doğasında insan faktörüyle sınırlı bir ilişki içine girmek vardır. İmkan olan en az sayıda insan çalıştırarak, yükün fazlasını makinelere taşıtmak her zaman daha verimli olmuştur.
   Bir kere özelleştikten sonra bir işyerinin istihdam modeline devletin müdahale etme imkanı olmaz. Çünkü devletin sürekli müdahale edeceği bir kurumu kimse satın almaz.
   Kurumlar özelleştirildikten sonra Kamu İktisadi Teşekkülleri iken barındırdıkları işçi sayısının iyimser bir tahminle yarısına bir şekilde yol verdi.
   Geldiğimiz noktaya etki eden süreçlerden biri böyle…
   ***
   Öte yandan özelleştirme gelirleri, istihdam üretecek yatırımlar yerine altyapı yatırımlarına yöneltildi.
   1980’lerden bu yana siyasilerin en gurur duyduğu konular, otoyol, köprü gibi bayındırlık yapıları haline geldi.
   “Devletin fabrika kurmasının yanlış olduğu”, bir dönemin siyasi tercihi olduğu unutuldu. Körü körüne bağlanılan bir inanç halini aldı.
   İşsizlik rakamlarının vahameti bu yaklaşımın yeniden sorgulanmasının yerinde olacağını düşündürtüyor. Belki de bu sorgulama için geç kalınmış bile olabilir.
   Devletin devletçi ekonomi modelini izlediği dönemde üretilen istihdam olanaklarının, küreselleşen dünya ile daha entegre hale gelen liberal ekonomi tarafından üretilemediği görülüyor
   Belki de özelleştirme gelirleri (sosyal devlet ilkesi gereğince) yeni iş olanakları üretmek için kullanabilseydi, yukarıda verdiğimiz rakamlar hiçbir yayın kuruluşunun manşetine taşınacak bir değere sahip olmayacaktı.
   ***
   Meselenin farklı bir boyutu daha var…
   Çocukluk ve gençlik yıllarımı geçirdiğim, eskiden her evin altında iki sığırın bulunduğu köyde yaklaşık 250 hane vardır.
   Bu köyde eskiden yaklaşık 400-500 civarında sığır beslenir, etinden sütünden yararlanılırdı.
   Şu anda aynı köyde yaklaşık 40 civarında sığır besleniyor.
   Bu durum insanların satın almanın daha kolay olduğu gerekçesiyle üretmekten vazgeçtiği, bize liberal ekonomi olarak dayatılan şeyin, bir “tüketim kapitalizmi” olduğunu ispatlıyor.
   Geldiğimiz noktada dizlerimizi dövsek yeri var…
   Üretmeyen bir ülke, ne kadar istihdam yaratabilir ki!

20.04.2010 10:20:17

Bu yazı 779 defa okunmuştur

Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş

YORUMLAR (0)
YORUM EKLE
Adınız


(1000 / )


Şu anda 17 kişi online
Toplam ziyaret : 87.564.161

Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi






Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!


Devamını oku »

26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı
2201 kez okundu

Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYOR


Devamını oku »

18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı
3408 kez okundu


ACI AMA GERÇEK


Devamını oku »

3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı
6593 kez okundu


(ESPRİYLE) KAREDEN YANSIYAN

KİM KİMİ AYARTACAK?!


Özhanlar Mobilya


Bu site en iyi IE5+ tarayıcı ve 1024 x 768 çözünürlükte izlenir.
Tüm Hakları Saklıdır
© 2006 EregliHakimiyet.Com - EregliHakimiyet.Net

Tasarım & Programlama RSNet tarafından yapılmıştır

Ereğli Haberleri