(Hakimiyet Gazetesi'nin resmi internet sitesidir)

HANGİ ATATÜRK?


Belediye Başkanı Halil Posbıyık, “Kendilerine Atatürkçü diyen dernekler uyuyor” diyerek yeni bir tartışmanın kapılarını araladı.
   Konuyu tarihsel olarak kendi kişisel deneyimlerimi aşan zaman dilimleri için ayrıca araştırmadım. Ancak bu konuyu algılama kapasitesine sahip olduğum 1980’lerden bu yana kimin Atatürkçü olup kimin olmadığı konusunun oldukça tartışıldığını söyleyebilirim.
   Hatta 1980’lerin ortalarından sonra, Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Nadir Nadi’nin “Ben Atatürkçü Değilim” kitabı en çok okunan kitaplardan biri olma başarısını göstererek, toplumun bu konuyu ne kadar ciddiye aldığını ortaya koydu.
   ***
   Cumhuriyetin kuruluşu, Türkiye topraklarında “ıslahat fermanı” ile başlayan, Tanzimat Fermanı ve Meşrutiyetin ilanı ile süren batılılaşma hareketlerinde radikal bir kırılma noktası oldu.
   Bu nedenle cumhuriyetin kuruluş yıllarında, hatta yakın döneme “Batılılaşma” veya “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” olarak adlandırılan yönelişin asıl köklerinden bağımsız olarak ele alınması galat-ı meşhurdan sayılmaya başlanırken, yeniliği gerçekleştiren düşüncenin “Atatürkçülük” veya “Kemalizm” kavramları ile tanımlanan bir felsefi akım olduğu varsayıldı.
   Batılılaşma elbette ki yanlış bir kavram!
   Oysa ki, Atatürkçülük denilen kavramı, dünyada “aydınlanma çağı” olarak bilinen değişim sürecini Türkiye’de uygulayan kesimin metodu olarak algılamak daha doğru olacaktır.
   Voltaire, Montesqieu ve Jean Jacques Rousseau batı aydınlanmasından nasıl ayrılamazsa, Türk aydınlanma hareketinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yetiştiği düşünsel ortamdan da aynı şekilde ayrılamazlar.
   ***
   Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmemekle itham edilmek oldukça can sıkıcı toplumsal kınamalara yol açabilen bir durumdur. Herkes kendi meşrebince toplumsal yaşama başkasının veremeyeceği kadar sağlam bir rota kazandıran bu özel insanı sever…
   Acaba sarı saçları, mavi gözleri için mi?
   Elbette hayır…
   Atatürk sevilir, çünkü yüzyıllardır taassubun envai çeşidinin dayatıldığı bir toplumun gözünü açma iddiasında olan, batı aydınlanma deneyimini Türkiye coğrafyasında uygulanabilir olduğunu ispatlamıştır.
   Atatürk’ün düşüncesi, 18. ve 19. yüzyıl boyunca bilimsel keşiflerin ışığında insanlığa yeni ufuklar vaad eden aydınlanma düşüncesidir.
   Yoksa Atatürkçülük “Onu kurşundan koruyan saatin kadranına hayran olmak” değildir.
   Bunu sadece ben söylemiyorum.
   Atatürk de “Beni görmek behemahal yüzümü görmek değildir, Beni anlıyorsanız bu kafidir” derken büyük Türkiye devrimini yaratan düşünsel altyapıya göndermede bulunmuyor olabilir mi sizce?

19.03.2010 10:21:16

Bu yazı 790 defa okunmuştur

Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş

YORUMLAR (0)
YORUM EKLE
Adınız


(1000 / )


Şu anda 20 kişi online
Toplam ziyaret : 87.565.630

Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi






Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!


Devamını oku »

26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı
2217 kez okundu

Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYOR


Devamını oku »

18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı
3422 kez okundu


ACI AMA GERÇEK


Devamını oku »

3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı
6607 kez okundu


(ESPRİYLE) KAREDEN YANSIYAN

KİM KİMİ AYARTACAK?!


Özhanlar Mobilya


Bu site en iyi IE5+ tarayıcı ve 1024 x 768 çözünürlükte izlenir.
Tüm Hakları Saklıdır
© 2006 EregliHakimiyet.Com - EregliHakimiyet.Net

Tasarım & Programlama RSNet tarafından yapılmıştır

Ereğli Haberleri