|
| |||
DAHA FAZLASINI ÖĞRENİN!
12 Eylül darbesinin etkileri tüm ağırlığıyla hissedildiği bir dönemde hayata veda eden Ruhi Su’nun, her Çanakkale Zaferi’nin yıldönümlerinde “Baba ben gidiyorum düşmana karşı” sedasını duyar gibi olurum.Çanakkale Savaşı bizde gerçek perspektifi ile nadiren ele alınır. Bunun nedeni bu destansı direnişin, ulusumuzun genlerine kadar işlemesidir. O kadar can verilmiştir ki, bir kuşakta Çanakkale’de bir yakınını kaybetmeyen yok gibidir. Ama mesela Alman komutan Liman Von Sanders’in o sırada Çanakkale’deki orduların başkomutanı olduğunu nedense gerektiği kadar dile getiremeyiz. Nedense Çanakkale Savaşı’nı neden ve sonuçlarıyla Birinci Dünya Savaşı’nın doğu cephesindeki savaşlardan biri olarak değil de, kendi başına yaşanıp bitmiş bir olay gibi düşünme eğilimindeyizdir. *** Birinci Dünya Savaşı’na girme sürecimizde, Goeben ve Breslau adındaki iki geminin Ege denizinde İngiliz drednotlarından kaçarken İstanbul’a geldiğini ve Enver Paşa’nın bu gemilere el koyduğunu, bu gemilerin karadeniz’e açılıp kendi inisiyatifleriyle Rus limanlarını bombaladığını biliriz. Peki ama Sultan 1. Osman gemisinin akıbetini bilir miyiz? Birinci Dünya Savaşı öncesinde denizlere hakim olan İngiltere ve Almanya, sadece ilk büyük savaşta kullanılacak olan Drednot sınıfı gemi inşasında yarışa girişir. Yarışın oldukça ilerlediği bir ortamda Osmanlı Devleti de bu gemilerden almak ister. Geminin parası İstanbul’da halkın da desteğiyle toplanır. Hatta kadınların bileziklerini satarak geminin inşası için bağışladığı anlatılır. İngiliz tersanelerinde Sultan 1. Osman adıyla yapılan gemi, dönemin en üst donanımı ile bezenmiş, denizlerin en güçlü savaş makinelerinden olacaktır. Osmanlı subayları tamamlanan gemiyi teslim almak için İngiltere’ye varırlar. Ama tam o sırada bir Sırp öğrenci Avusturya Macaristan Veliahtı Arşidük Ferdinand’ı vurarak, oluşan ittifakları da bağlayan zincirleme reaksiyonu başlatır. İngiltere, Sultan 1. Osman’a el koyarak “majestelerinin” hizmetine aldığını açıklar. Olayın İstanbul’da yarattığı şoku düşünebiliyor musunuz? Peki Goeben ve Breslau’ya el konulması ile İstanbul’da yeniden canlanan ulusal gururu gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? Yaşananlar bir efsane değil, hayatın ta içinden gerçeklerdi… *** Çanakkale’de 251 bin atamız can verdi. Kanları ile o tepelerin her tarafını sulayanların sayısı bunun kat be kat üzerindedir. Can kayıplarını, ateşin düştüğü ocakları hayal etmek de önemli. Ancak orada bağımsız ve güçlü bir devletin kuruluş sancıları sırasında can verenleri onurlandırmak için kalıplaşmış sözler yeterli değil. Zaten “Baba ben gidiyorum düşmana karşı” sedası ile yola çıkanlar, “gömelim gel seni desek sığmazlar!” “Bu topraklar için toprağa düşmüş asker”leri onurlandırmak istiyorsanız o günler hakkında bugün bildiğinizden daha fazlasını öğrenmeye gayret edin! 18.03.2010 09:49:06 Bu yazı 720 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 33 kişi online Toplam ziyaret : 87.565.614 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2217 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3422 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11414 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6607 kez okundu | ||
