|
| |||
ARIZALI DEMOKRASİ
Son zamanlarda birbirleriyle bağlantısız gibi görünmesine rağmen sosyolojik olarak aynı kökten beslenen kronik sorunlarda, kritik eşiklere ulaşmaya başladık. Bundan sonra beğenmediğimiz her girişimde alışıldık tepkileri vermek yerine farklı açılımları gerçekleştirmek zorunda olduğumuzu da kabullenmek zorunda olduğumuzu görmeliyiz. Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşayan halkımızın kendi içinde sorunları var. Çoğu kesim yok dese de, kürt kökenli yurttaşların memlekete aidiyet hislerinde bir düşüş yaşanıyor. Kuyucu Murat Paşa’dan, hatta Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli’ne doğru yola çıkma kararını vermesinden bu yana, sadece mezhebi ayrı diye Alevi kökenli vatandaşlarımızın “öteki” olarak tanımlanması devam ediyor. Gayrı Müslimlerin durumunu ne siz sorun ne biz söyleyelim. Ülke olarak başımız bir türlü dertten kurtulmuyor… Bir ülke düşünün, neredeyse tüm etnik veya inanç gruplarının devletin uygulamaları ile bir sorunu var. Tarih boyunca kamu idaresinden şikayet eden her grup bir şekilde “Tiz tepelene!” fermanına muhatap olmuş.” Sorunlar, ülkede demokrasi bilincinin doğru bir şekilde oluşmasına engel olduğu gibi, üzerine titrediğimiz ulusal çıkarlara da zarar veriyor. Bu meselelerin birbiri ile bağı nedir diye soracak olursanız, olumsuz etkilere karşı geliştirdiğimiz refleksin her durumda aynı şekilde çalışması olduğunu söyleyerek cevap verebilirim. Elbette ki sorunlar, kendilerini üreten mantalite ile çözülemez… *** Fransız Sosyolog Alain Touraine, “Modernliğin Eleştirisi” adlı kitabında demokrasinin koşulları arasında yönetilenlerin yönetenleri seçmek, demokratik yaşama katılmak, kendilerini yurttaş hissetmek istemeleri olduğunu belirterek şöyle diyor: “Bu da (Bizzat kendisi de ülkenin siyasal bütünlüğüne bağlı olan) siyasal topluma aidiyet bilincinin olmasını gerektirir. Eğer ülke birbirine yabancı veya düşman etnik gruplara bölünmüşse, ya da, daha basit olarak, toplumsal eşitsizlikler insanların artık bir şeyleri olduğu hissini duymalarına olanak vermeyecek düzeydeyse, demokrasinin temeli eksiktir.” … “Toplumun devlete tabi olması demokrasiyi ne kadar zayıflatıyor, hatta yıkıyorsa, siyasal toplumun bütünleşmesi de o kadar güçlendirir. Yurttaşlar kamu sorunlarını kendi çıkarlarına yabancı olarak değerlendirdiklerinde o sorunlarla ilgilenmeleri için bir neden olmaz. Baskıya edilgen bir şekilde boyun eğerek kayırmacı ilişkileri kolayca kabul ederler.” *** Türkiye örneğini bu bağlamda hiç analiz etmemesine rağmen, Touraine’nin yazdıkları da, devlet eksenli sosyal yaşamın yerine, vatandaş eksenli sosyal yaşamı ikame edemediğimiz sürece, ne demokratik, ne de kendine güvenen barış içinde bir topluluk haline gelemeyeceğimize işaret ediyor. Demokrasi denildiğinde, sosyal grupların örgütlenme suretiyle yönetime katılması ve farklı kimliklere hoşgörü geliştirebilme, gibi somut kriterleri unutup, kendi başına bir değer olduğu vehmine kapıldığımız zaman, tüm açıları görmemizi engelleyen bir at gözlüğü takmış oluyoruz. Gerçekte, demokrasiden korkmadığımızı iddia edeceksek, toplumun bir örnek bireylerden oluşmadığını kabullenme vaktimiz geldi de geçiyor. Bu yazının ilk bölümünde anlattığımız sorunların temelinde, yeterince demokratik bir toplum haline gelemememiz, arızalı bir demokrasi ile gerçekten güçlü bir ülke yaratmanın olanaksız olduğunu görmekten başka çaremiz yok. 15.03.2010 09:45:39 Bu yazı 793 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 28 kişi online Toplam ziyaret : 87.565.638 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2217 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3422 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11414 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6607 kez okundu | ||
