|
| |||
BAYRAM MI, SEYRAN MI?
20 ay süren belediye başkanlığı, 27 Ocak 2009’da gerçekleştirilen operasyonda tutuklanması ile son bulan Eski Belediye Başkanı Sesli, neredeyse tam bir yıl sonra beklenmedik bir dönüş yaptı.Belki de bu dönüş biraz yersiz kaçtı! Gazeteciler Derneği’nin düzenlediği toplantıda 2014 yılı için planlarını yüksek sesle dile getiren Sesli’nin çıkışını yadırgamadım dersem doğru olmaz. Sesli’nin eski belediye meclis üyeleri ve bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile birlikte, kar altında zor günler geçiren pazaryerindeki esnafın sorunlarını dinlemek için pazaryerine yaptığı ziyareti de aynı şekilde garip buldum. Türkçemizde “Bayram değil seyran değil, Eniştem beni niye öptü” diye güzel bir söyleyiş vardır. Zamansız çıkışların yarattığı şaşkınlığı ifade eder. Bilindiği kadarıyla Sesli’nin milletvekilliği adayı olmak gibi bir planı yok ve yapılacak ilk yeren seçime daha dört yıl var. Siyaseti takip edenler, adaylığın açıklanması için ideal zaman olarak seçimden önceki yüzüncü günde birleşir. Aday adaylığı için ise bu yüz günlük süreden önceki bir aylık zaman yeterlidir. Demek ki aday adaylık açıklamasını seçime dört, bilemedin beş ay kala yapılmasını gerçekçi saymak gerekir. Böyle bir süre verilmesinin arka planında, adayın kendisini, rakiplerinin erken saldırılarında, uzun zaman diliminde yaşanabilecek aksaklıklardan, hatta kendi dilinin sürçmesi ihtimalinin artmasından korumak olduğu kabul edilir. Genellemelerin kimi zaman insanı düşürdüğü tuzaklara paçayı kaptırmamak için haklı gerekçeleri olduğunu varsaysak bile, pazar yerindeki kar temizlendikten sonra, esnafın şikayetlerini dinlemek yerine kurulamayan tezgahların başında açıklama yapması daha yerinde olurdu. Sesli’nin çıkışının; Kız Kapısı, Kayalık Sokak ve kenar mahallelerin büyük bölümü herhangi bir iş makinesi görmeden, dahası başka yerlerde çalışan iş makinelerini pazaryerinde görüntü olsun diye toplayarak kameralara konuşan Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın yaptığından ne farkı var? Birine “sen önce yolları aç da konuş”, diğerine de “itirazın varsa vaktinde yap” denilmesi gerekmiyor mu? Türk halkı mağdur edildiğini varsaydığı kişileri hep kollayıp gözetmiştir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile partisi iktidara geldiğinde kendisi yasaklıydı. Ancak duruşmalara katılması gerekmese bile, Sesli’nin mahkemesi henüz sürüyor. Seçim dışında yollarla iktidardan uzaklaştırıldığını iddia etmekte kendince geçerli nedenleri olabilir ama hukuk sürecinin bir realite olduğunu yabana atmamak gerek. Demek ki kullanılması durumunda zaten herkesin üzerinde aynı etkiyi yaratacağı kesin olmayan bu koz için de erken. Bir diğer handikap da, Sesli’nin partisi ile ilişkisinin ne olduğunun bilinmemesinden kaynaklanıyor. Gelinen noktada hala AK Parti ve Sesli’nin yola birlikte devam edip etmeyeceklerine veya nasıl devam edeceklerine ilişkin bir işaret yok. Erken açıklanan adaylık, bu konunun açıklığa kavuşmaması durumunda normalde yaratacağından daha sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Şurası kesin ki, gerçekçi bir yol tutturması durumunda başkanlığa giden yolu döşeyecek adaylar, duyguları ile hareket ettikleri zaman yolun sonunda siyasi kariyerlerinin bitişini de görebilir. 1.02.2010 09:20:54 Bu yazı 740 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 28 kişi online Toplam ziyaret : 87.565.638 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2217 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3422 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11414 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6607 kez okundu | ||
