|
| |||
BİAT KÜLTÜRÜ
İnsanoğlunun tuhaflıklarının en önde gelenleri arasında, sürekli şikayet edilen yöneticilerin yanı başında bir minder gösterildiğinde koşup orayı sahiplenenlerin tavır değişikliği yer alır.En katı otoriter yapılar, özellikle eğitim düzeyi düşük toplumlarda görülen, kabaca “biat etme kültürü” veya “güce tapınma” olarak da tanımlayabileceğimiz bu tavır sayesinde var olabilir. Bu açıdan bakıldığında “zalimi yaratan mazlumun umududur” önermesini doğrulamak mümkündür. Kimseyi diğerinden masum veya suçlu ilan etmeye gerek yok. Elbette ki bu kişiler Nazım’ın dizelerinde anlatılan sıradan kişilerdir: “Onlar ki uyup hainin iğvasına, Sancaklarını elden yere düşürürler Ve düşmanı meydanda koyup, Kaçarlar evlerine Ve onlar ki bir nice mürtede hançer üşürürler Ve yeşil bir ağaç gibi gülen, Ve merasimsiz ağlayan, Ve ana avrat küfreden ki onlardır, Destanımızda yalnız onların maceraları vardır.” Düzenler biat edenlerin beklentileri üzerine kurulur, biat edilen kendine boyun eğmeyi meşru kılacak biat kültürünü kurmanın yollarını arar. Elbette bu arayış bir iktidar mücadelesidir ve iktidar mücadelesinin –boyutları ne olursa olsun- tüm türlerinde geçerlidir. Öte yandan gelecek hiç kuşkusuz bu çarkın dışında kalan sınırlı bir kesim tarafından şekillendirilir. Halen işinin başında olup biat kültüründen nemalananlar dahi bir zamanlar, kendilerinden önceki düzene biat etmeyen grupları temsil ediyordu. *** Yukarıdaki bölümün ilçeyi ve içinde bulunduğumuz zamanla bir bağlantısı olmadığını düşünenlere bir daha okumalarını tavsiye edeceğim. Bir toplantıda, kendi iddialarını kamuoyuna taşımak isteyen kamu görevlisi sözlerini sürdürürken, basın mensupları arasında onaylama anlamına gelen, neredeyse “ bak nasıl güzel söylüyor” demeye gelen mırıltılar duydum. Minderin üzerinde böyle mırıldananlar olduğu sürece, açıklama yapan kamu görevlisinin “bu ilçede benim gibi uyanık ve karizmatik biri yok” deme eğilimine kapılması da kaçınılmaz. Nitekim öyle de oldu. Aynı kelimeler kullanılmasa bile, “onlar o işi beceremez, liderlik vasıfları gerekir, o işin asıl sahibi benim” cümleleri bu niyeti açıkça ortaya koydu. *** Basın mesleğinin anahtar kavramı tarafsızlık değil, “Bağımsızlık”tır. Gazeteler (geniş tanımıyla basın kuruşları) tarafsız olmaz, ancak bağımsız olurlar. Bu bağımsızlık, gazetenin kurumsal yapısı ile ayrılmaz bir parçadır. Basit bir anlatımla, kendi kurumsal yapısı (elbette basın kuruluşlarının da patronları vardır) dışında, aslında haber kaynaklarından sayılması gereken kişilere biat eden kuruluşlar bağımsızlığını yitirir. Çünkü bir dahaki sefere daha güçlü olanın (daha çok para veren!) borazanı olacaklardır. Çevresinde kendine biat edenlerden bir çerçeve kuran siyasi ise koltuğunda kurulup, zevkle dinlediği onaylama mırıltıları arasında, yöneticiye en çok gereken geleceğe dönük öngörülerde bulunma yeteneğini yitiriyor. Ne gam! Aslanları ehlileştirmeye gücü yetmeyen tabii ki koyun gütmeli! 26.01.2010 11:51:27 Bu yazı 849 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 20 kişi online Toplam ziyaret : 87.565.630 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2217 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3422 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11414 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6607 kez okundu | ||
