|
| |||
TARİHİN BİR ADIM YANI BAŞINDA!
Tarihimizin bazı bölümlerini hatırlamak bize hep zor gelmiştir. Anadolu seferinde Ankara’nın Çubuk Ovasında Yıldırım Beyazıt’ı ve genç Osmanlı devletini Timur’un filleri altında tarumar olduğu her hatırlatıldığında keder duyan bir toplumsal hafızamız var. Gazi Osman Paşa’nın Plevne savunmasının sonunda esir düştüğüne dair anlatıları baştan gururla, daha sonra da hüzünle dinlemez miyiz? Bu hikayeler bana geçmişimizin kahramanlıklar olduğu kadar büyük trajedilerle de dolu olduğunu hatırlatmıştır. Osmanlı Devletinin son dönemlerinde, Birinci Dünya Savaşı’na henüz girdiğimiz günlerde acı çekmeden hatırlayamadığımız büyük trajedi ise Sarıkamış Harekatı olsa gerek. Cumhuriyeti kuran kadronun dışladığı isimlerden, zamanın tek adamı Enver Paşa’nın, askeri stratejinin gerçekleriyle ulaşmayan emirleriyle yaşandığı anlatılan bir trajedi… Son yıllarda bu trajedinin Ereğli’yi ilgilendiren bir bölümü daha ortaya çıktı. Enver Paşa’nın emriyle Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer, Mithad Paşa gemileri, Sarıkamış’ta açlıktan ölmek üzere olan, donmaya yüz tutmuş vatan evlatlarına gıda ve teçhizat desteği göndermek için yola çıkmış, Zonguldak ve Ereğli’yi bombalamak için gelen Rus donanmasına yakalanarak batırılmıştı. Olayda üç binin üzerinde vatan evladının hayatını yitirmişti. Aslında kendisi tarih değil tıp alanında doktor olan Prof Dr. Bingür Sönmez yaklaşık altı yıl önce dönemin arşivlerinde bularak kamuoyuna tanıttı. Ereğli sahilinde şehitler için yapılan anıtın açılışı ve ardında TCG Turgutreis Firkateyni ile trajedinin yaşandığı Kandilli açıklarına yolculuk ederken, varlığımızı borçlu olduğumuz acıların, tarihin bir adım yanı başımda olduğu izlenimine kapıldım. Basın mensuplarına mihmandarlık etmekle görevlendirilmiş, korumakla yükümlü olduklarının sadece devlet malı ve ülke arazisi değil, aynı zamanda o ülkenin içinde yaşayan, düşünen, hisseden, korkan ve seven insanlar olduğunun bilincindeki son derece kibar subayları o üç gemide görev yaparken hayal etmeye çalıştım. Bunu yapmaya çalışırken zorlandığımı hissettim. Zorlanmamın nedeninde bu güler yüzlü insanların böyle bir trajedinin parçası olduğunu hayal etmenin verdiği sıkıntı olsa gerek. Şöyle düşünün. İnsanlıktan gizlenen bir trajedinin kurbanı olan gemilerdeki üç bin kişinin arasında ne özlemler, sevgiler, dostluklar, elbette ki hayatın kendisi vardı. Tarih örgün eğitim kurumlarında oldukça uzak geçmişin hayalleriyle avunma ihtiyacının karşılığıymış gibi anlatılır. Ancak böyle günlerde onun yaşayan bir şey olduğunu ve ayaklarımızın dibinde bize sürünerek yanımızdan geçtiğini duyumsar, epik olsun, trajik olsun, hikayenin gözümüzün önünde yaşandığını ve kahramanları ile birlikte duygulandığımızı hayal ederiz. Böyle anlarda, sadece büyük başarılar kazanmış kahramanlarımıza değil, trajik kararların sonucunda, bir amaca hizmet etmeden hayatını kaybeden atalarımıza da minnet duymamız gerektiğini hatırlarız. Hepsinin ruhu şad olsun! 9.11.2009 13:28:40 Bu yazı 870 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 24 kişi online Toplam ziyaret : 87.567.965 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2233 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3438 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11429 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6621 kez okundu | ||
