|
| |||
HİÇ GÖRMEDİĞİM AKRABALARIM
Hiç görmediğiniz bir akrabanızın vefatının ardından kederlendiğiniz, üstelik kederinizi hiç kimseyle (nasılsa kimse derdimi anlamaz diye ) paylaşamadığınız olmuş mudur? Akrabalık ilişkisi derken sadece kan bağı ile soyadlarının birbirlerine yakınlaştırdığı insanları düşünmemek gerek. Hep insanın hayat serüveninde kendisi olmasına, ya da kendini yeniden üretmesine vesile olan zihinsel, bilişsel, entelektüel akrabaları da vardır diye düşünmüşümdür. Bu satırların yazarının dünyayı algılamasında etkin olan düşünsel akrabalarının pek azı ile cismen karşılaştığını söylemek gerek. En güzel çevirileri ile evreni algılama biçimimi şekillendiren Edebiyatçı Asım Bezirci Sivas’ta, aynı yerde ölen Metin Altıok’un arkadaşı Ataol Behramoğlu’nun deyimiyle “Cahile kurban olarak” nitelikli bir kundaklama olayında öldüğünde ilk düşünsel akrabamın aramızdan ayrıldığını bilincimin pek uyanık olmayan bir köşesinde hissettim. Düşünsel akrabalarımın hepsi aynı etnik kökene bile sahip değil. Edebiyatın “Büyücü”sü John Fowles öldüğünde, her biri tuhaf birer “Yaratık” olan kitaplar yazamayacağını düşünerek bir yıldızın daha kaydığını düşündüm. Hala hayatta olan Gabriel Garcia Marquez öldüğünde muhtemelen dünya daha az ilginç bir yer olacak. Marquez’in ilham kaynağı Jorge Luis Borges’i akraba olarak kabul ettiğimde, bu kör kütüphane müdürü hayatını kaybedeli epey olmuştu. Bu düşünsel akrabaları da (tahmin etmişsinizdir zaten) görmek hiç kısmet olmadı. Düşünsel akraba diye tanımlayacağım, yukarıda andığım insanlar arasında en ön sıralarda bulunanlardan, 1986-90 yılları arasında aynı şehrin havasını birlikte solumamıza rağmen hiç karşılaşmadığım bir usta da geçen hafta vefat etti. Prof. Dr. Ünsal Oskay, Türkiye’de sol terminolojinin kalıplaşmış jargonu dışındaki engin denizini algılamamıza vesile olan, toplumda deprembilimciler kadar popüler olmayı başaramamış, aslında bu durumu pek de umursamamış kişilerdendi. Nazi Almanyası’ndan kaçarak Amerika’da “felsefeyi yeniden hayatla buluşturmayı” amaç edinen Frankfurt okulu’nun özellikle popüler kültür çalışmalarından onun duru çevirileri sayesinde haberdar olabildik. Walter Benjamin, Adorno, Horkheimer, (bir yere kadar Habermas)’ı onun cümleleri ile anlamaya çalıştık. Oskay’ın Frankfurtçu yorumlarla bezeli, bilimkurgu ve korku sinemasını anlattığı “Çağdaş Fantazya” adlı özgün çalışmasını tekrar tekrar okumuşumdur. büyük bilim adamı, öldüğünde başta Cumhurbaşkanı, :aşbakan ve çok sayıda bakan olmak üzere, Oskay’ı sağlığında umursamayan, ne de merhum sağ olsa Oskay’ın umursayacağı ekabirimiz, mesaj yayınlamak için kuyruğa girdi. Büyük Hoca Oskay için dilenecek en güzel “post mortem” dileği oğlu Çınar söyledi: “Tanrı onu Adorno’nun, Baudlaire’in Cervantes’in Benjamin’in olduğu yere koysun. Onu kucaklasınlar, başını okşasınlar.” Bu düşünsel akraba-ü talükattan saydığım büyük hocanın aramızdan ayrılması için söyleyecek bir şey bulamıyorum. Dünya onsuz daha az ilginç olacak! 26.10.2009 10:14:47 Bu yazı 774 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 16 kişi online Toplam ziyaret : 87.567.992 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2233 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3438 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11429 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6621 kez okundu | ||
