|
| |||
ZENGİN VE YOKSUL
40’lı yaşları aşanlar 1970’li yılların sonunda Nick Nolte’nin (sanıyorum zengin kardeşi de Peter Strauss” oynuyordu) başrolünü oynadığı “Zengin ve Yoksul” dizisini hatırlayacaktır.Zengin ama yoldan sapmış Rudy Jordache ve yoksul ama iyi Tony Jordache arasındaki mücadelede Türk insanının büyük bölümünün yoksulu tuttuğunu, diziyi hiç izlememiş genç kuşaklar bile tahmin edebilir. O günlerde yaşımız gereğince Tony’yi öldürdüğünü izleyince kendisine duyduğumuz tepkiden ötürü, Falconetti’yi ortadan kaldırmanın çocukça hayallerini kurmuştuk. Senatörlüğe seçilen Rudy ve toplumun ezilen tabakasında sıkışıp kalan Boksör Tony’nin sıfırdan zirveye ulaşmanın mümkün olduğu hayalini pompalayan “Amerikan Rüyası”nın yazısı ve turası olduğunu ilerleyen yaşlarımda anlayabildim. Türk insanının daha az olanaklara sahip olanlara pozitif ayrımcılık uyguladığını bu diziyi her hatırladığımda bir kez daha düşünürüm. Aslında “elbisesinin altında bir Süpermen kostümü taşıdığını hayal eden bir Clark Kent” fantazması sadece Türk insanına has bir şey değildir. Ama işin mitsel özelliklerini burada irdelemek yerine uzmanlarına bırakalım isterseniz. Geçtiğimiz hafta sonunda Beyçayırı’nda bu pozitif ayrımcılığın nasıl çalıştığını bir kez daha gözlemleme olanağı buldum. Sahada Ereğli Belediyespor ve Ereğli Devlet Hastanesispor takımları kendilerince hayati öneme sahip üç puanı elde etmek için ter döküyordu. Bir tarafta önüne koyduğu hedeflerle, tanıtım kampanyasının abartısının orantısızlığı göze batan, her türlü olanağı bulunmasına karşın ligde bir türlü istediği noktaya gelemeyen Ereğli Belediyespor, diğer tarafta ise hasbelkader Süper Amatör’e yükselmiş, tek gelir kaynağı olan hastanenin kantin-kafeterya işletmesini kaybetme tehlikesinin yarattığı anksiyetenin kıskacındaki Devlet Hastanesispor… Ereğli Belediyespor halk ile kucaklaşmak için çok değişik yollar denedi. Bu yolların bazıları sırtını belediyeye dayamış olmanın rahatlığı içinde serildi takımın önüne. Devlet Hastanesi ise sadece sahaya çıkıp oyununu oynadı. Maçta ilk golü atan Ereğli Devlet Hastanesispor’un sevinci bir anda tribünlere de sirayet etti. Ardından Ereğli Belediyespor’un peş peşe bulduğu üç gol seyirci tarafından ilgisizlikle karşılandı. Bu goller çoğu kişi bunu “normal sonuç” olarak değerlendirdiği için adeta sessizlikle geçiştirildi. Devlet Hastanesi ilk yarının sonlarına doğru ikinci golünü bulunca tribünlere adrenalin pompalanmaya başladığını gözlemledim. İkinci yarının ortalarında Devlet Hastanesi beraberliği yakalayınca tribünlerde bambaşka bir hava hakim oldu. Ereğli’nin takımı yapmak için belediye ile kulüp yönetiminin elbirliği ettiği Belediyespor adeta yabancı saha takımı olarak algılanırken, Devlet Hastanesi hiç yoktan seyirci avantajına sahip oluverdi. Bu durum bana yeniden Türk insanının pozitif ayrımcılığı kimlere, hangi mekanizmayla uyguladığını bir kez daha gösterdi. Ne de olsa hapisteki bir genel başkanın partisini iktidara getiren bir milletin ahfadı değil miydik? Elbette ki iki kardeşten Senatör Rudy’yi değil, Tony’yi bağrımıza basacaktık! Devlet Hastanesi berabere sonuçlanan bu maçta, bir takımın şehrin takımı olabilmesi için sokaklara asılan afişler ve belediye hoparlörlerinden yapılan anonslardan daha farklı şeylere ihtiyaç duyduğunu ispatlamayı başardı. Yarın ne getirir bilemem ama Pazar günü Beyçayırı tribünlerinde oturan yüzlerce kişi ile Devlet Hastanesi takımının ruhunun bir noktada birbirlerine temas ettiğini, böyle şeylerin bir şehrin takımının ortaya çıkmasında etkili olduğunu iddia edebilirim. İspanya’da Franco’nun takımı Real Madrid ile halkın takımı Barselona buna benzer bir örneği izleyerek kimlik kazanmadı mı? 13.10.2009 11:22:24 Bu yazı 2104 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 30 kişi online Toplam ziyaret : 87.567.938 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2233 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3438 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11429 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6621 kez okundu | ||
