(Hakimiyet Gazetesi'nin resmi internet sitesidir)

DÜNYA TERSİNE Mİ DÖNDÜ NE?


Televizyonlarda son haftalarda değişik bir reklam türü peyda oldu. Aslında reklamın yaratıcılığından çok oyuncuları olan finans ve iş çevrelerinin ağır topları ile dikkat çeken bir kampanya bu…
   Sonuç itibarıyla bu ünlü işadamı ve yöneticiler “krizin etkilerinin azaltılması için alışverişe çıkın” diyorlar.
   Bu reklâmda yanlış olan bir şey var!
   Çocukluğumuzda bize verilen kumbaralarla tasarruf öğreten kanaat liderleri, bu zamana kadar izlenen yaklaşımın hata olduğunu, tasarrufun yerine tüketimi koymamızı öğütlüyor adeta. “Bırakın yarın kaygısını, günü kurtarın” diyorlar…
   Öncelikle böyle bir yaklaşımın genel kabul görmesi durumunda bilinçli bir toplum olma vasfımızdan fedakârlık etmemiz gerekeceği kanaatini taşıyorum. Yarın kaygısını optimum düzeyde (Bunun fazlası da zarar olabiliyor) taşımayan bir toplum nasıl bir demokrasi üretebilir diye düşünmeden edemiyorum.
   Bu yorumu fazlasıyla aşırı bulanlara verilecek bir cevabım daha var.
   İnsanlarda para olsa elbette harcayacaklar. İnanmazsanız iyice bir araştırın. “Vallahi yok olsa dükkân sizin. Olsa biz harcamayı gayet güzel biliriz” diyeceklerdir
   ***
   Geçen bir yazımda anlattığım tersane işçilerinden biri aklıma geliyor.
   “Ağabey altı aydır çalışıyorum cebimde 25 kuruş var”
   Nasıl bir finans ve iş anlayışı bu 25 kuruşun işçinin cebinde durmasının ekonomik krizin etkilerini arttırdığını düşünür?
   Aynı reklâmın farklı bir versiyonunu da biz hayal edelim mi?
   İşçi cebindeki son 25 kuruşu gösterirken şöyle konuşur:
   “Bize emeğimizin karşılığını vermenin bir yolunu arayın. Bunu bulduğunuzda borçlu olduğumuz bakkal, manav da kendi ödemelerini yapacaktır. Et yemediğimiz için kasaba çok şükür borcumuz yok ama bakkal ve manavın ödemelerini yaptığı toptancılar da daha fazla et tüketerek onları zaten finanse edecektir.
   İşçinin hakkını verin kriz bitsin!”
   ***
   Reklâmda dikkatimi çeken bir başka şey de, adeta krizin nedeninin küresel ölçekte mali sorunlar değil de, tasarruf etmeye çalışan dar gelirli toplum kesimleri olarak gösterilmesi…
   Bir açıdan doğru olabilir. Dünya mali krize girdi diye bizde reel sektör krizi yaşanmıyor mu?
   Belki de bu fark nedeniyle krizin sıkıntısını bankacılardan çok çalışan kesim çekiyor.
   Reklâmın verdiği tüketimci mesajın aksine, birikimli bir toplum olma özelliği, bu kesimin nice krizlere dayanmasına vesile olmuştu. Babalar çocuklarına, ağabeyler kardeşlerine destek olduğu için bu memleket hala ayakta desek herhalde yanlış olmayacaktır.
   Krizin faturasını bu kesimin yeterince çektiğini inkâr edebilecek birileri olabileceğini düşünmek dahi istemem.
   Belki de krizin etkilerinden arınmak için verilen devlet desteklerinin ana mantalitesine “aman işyerleri batmasın” yerine, “aman işçiler işsiz kalmasın” ı yerleştirmeli, işyeri değil, insan eksenli bir ekonomi anlayışını tercih etmeliydik.
   Böyle olunca kimse olmayan parayı “harcasın” diye alay edercesine ekranlarda ahkâm da kesemezdi.

1.09.2009 09:57:47

Bu yazı 728 defa okunmuştur

Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş

YORUMLAR (0)
YORUM EKLE
Adınız


(1000 / )


Şu anda 15 kişi online
Toplam ziyaret : 87.569.342

Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi






Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!


Devamını oku »

26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı
2245 kez okundu

Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYOR


Devamını oku »

18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı
3451 kez okundu


ACI AMA GERÇEK


Devamını oku »

3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı
6633 kez okundu


(ESPRİYLE) KAREDEN YANSIYAN

KİM KİMİ AYARTACAK?!


Özhanlar Mobilya


Bu site en iyi IE5+ tarayıcı ve 1024 x 768 çözünürlükte izlenir.
Tüm Hakları Saklıdır
© 2006 EregliHakimiyet.Com - EregliHakimiyet.Net

Tasarım & Programlama RSNet tarafından yapılmıştır

Ereğli Haberleri