|
| |||
BIÇAK VE TEREYAĞI
Medyamızda “Kürt Açılımı” diye tabir edilen meselenin tam olarak neyi içerdiğini bilmemekten kaynaklanan bazı endişeler olduğunu daha önce yazmıştım.Endişeler haklıydı… Diğer taraftan geçtiğimiz günlerde Milletvekili Fazlı Erdoğan, gazetemize ziyareti sırasında girişimin “Kürt Açılımı” değil, “demokratik açılım” olarak adlandırılması gerektiğine yönelik itirazını da dinleme olanağı buldum. Açıkçası bana pek de haksız gelmedi… Bir zamanlar dış ilişkilerde uzmanlaşmış bir yetkiliye “her şeyin ardında AB ve ABD’yi gören bir zihniyet var. Gerçekten bu kadar yönlendirmeye açık bir ülke miyiz” diye sorulduğuna tanık olmuştum. Yetkili bir an düşündü ve şunları söyledi: “Bu durumda etkileyen ülkeyi bıçağa, etkilenen ülkeyi de tereyağına benzetebiliriz. Bildiğiniz gibi bıçak tereyağını kolayca keser. Sorduğunuz soru bıçağın neden kestiğini sorguluyor gibime geliyor. Bıçağı kullanan elin kendi insiyatifi var. Bu insiyatif kesebileceği bir şey olduğunda elbette ki kesecektir. Eğer bu örnekte tereyağı olan bizsek, asıl sorgulamamız gereken, niye bizim kolay kesildiğimizdir.” Bu uzmanın söylemek istediği, eğer Amerika ve AB Türkiye üzerinde bazı tasarruflar gerçekleştirmenin yollarını bulabiliyorsa, sorunun onların kötü niyetinden çok Türkiye’nin pozisyonunun yanlışlığından kaynaklandığı idi. Haklıdır herhalde… Bu noktayı Fazlı Erdoğan da kendi üslubu çerçevesinde şöyle değerlendirdi: “Ortada bir sorun var. Sorun bizim sorunumuz, çözümünü de biz bulacağız. Başkaları bizim sorunumuza müdahil olduğunda açıkça nereye geldiğimiz görülüyor. 30 yıldır ülkede bir çatışma var. Savaş desek değil. Eğitimde, imarda kullanılabilecek ekonomik kaynaklar bu çatışma nedeniyle silaha dönüşmüş. Bu sorunu bizim yerimize başkasının çözmesini bekleyemeyiz.” O da haklı değil mi? Gerçekten de meseleyi öznel şüphe ve korkularımızdan soyutlamadığımız zaman, bu şüphe ve korkuların kaynağını kurutacak önlemleri alabilir miyiz diyerek ele almamız gerekiyor. Evet endişeler haklıdır… Ancak endişelerin haklı olması, bu endişelerin nesnesi olan konularda akıl yürütmek, dahası riske girerek tüm şüphe ve korkuları bir yana bırakan ve eyleme geçmek isteyenleri haksız çıkarmaz. Elini taşın altına sokanlar da, taşın altından yılan çıkacağı endişesini dile getiriyor diye muhataplarını “öteki”leştirmez ve kulaklarını tıkamazsa, sadece bu meselede değil, tüm konularda kendisiyle daha barışık bir toplum haline gelebiliriz. Zaten, bıçağın altındaki tereyağı olmaktan kurtulmayı ancak kendisi ile barışık bir toplum haline gelerek başarabiliriz. Ben de haklıyım değil mi? 20.08.2009 11:07:45 Bu yazı 690 defa okunmuştur Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız
YORUM EKLE
|
Şu anda 22 kişi online Toplam ziyaret : 87.569.368 ![]() ![]() Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!Devamını oku » 26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı 2245 kez okundu Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYORDevamını oku » 18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı 3451 kez okundu Prof. Dr. Yücel ÜSTÜNDAĞ { SAĞLIKLA }
Mide bakterisi - Helikobakter pilori: Önemi, teşhis ve tedavisiDevamını oku » 1.02.2026 11:07:39 tarihinde yazıldı 11440 kez okundu TUĞBA ARSLAN TAMİRCİ { KALEMİMDEN }
ACI AMA GERÇEKDevamını oku » 3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı 6633 kez okundu | ||
