(Hakimiyet Gazetesi'nin resmi internet sitesidir)

DERİN DARBE


1999 yılında yaşadığımız 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım Düzce depremlerinin üzerinden on yıl geçti.
   Yıkılan binaların yerinde yenileri yükseldi, caddeler yeniden yapıldı ama öyle görünüyor ki insanların ruhlarındaki depremin izlerini silmek daha uzun yıllar mümkün olamayacak.
   Depremin insan ruhundaki tahribatının ne kadar büyük olduğunu, Düzce’de katıldığım deprem konulu bir toplantıda gördüm.
   Aradan yedi-sekiz yıl geçmesine rağmen sinevizyonda gösterilen ve deprem günlerini anlatan görüntüleri izlerken, orada depremi yaşamamış belki de tek insan olan bu satırların yazarı dışındaki herkesin yüreklerindeki gözyaşı çatlaklarının nasıl suyla dolup gözlerden süzüldüğünü gördüğümde, empati kurulması imkansız bir acının külleriyle karşı karşıya olduğumu anladım.
   O gözleri yaşlı insanların karşısında, yaşanan acıları onlar gibi algılamamın olanaksız olduğunun bilinciyle, depremlerin yaşandığı günlerde içimizde oluşan sıkıntının bu insanların yaşadıkları ile kıyas kabul etmeyeceğini, depremzedelerin hayatları boyunca o günleri unutamayacağının bilincinde biri olarak, depremi yaşamamış olmaktan dolayı anlaşılmaz bir suçluluk duydum.
   Kaldırımlar ve yolları buruşuk bir kumaşa, apartman dairelerini havada uçuşan konfetilere dönüştüren o ilk devasa darbeden on yıl sonra gazeteler ve televizyonlar o günlerin anısına çeşitli haberler yayınlayacak. Depremzedeler, depremin yaşandığı bölge ve saatlerde toplanarak o günlerin unutulmaması için etkinlikler düzenleyecek ve hayat hatırlamak için verilen bir anlık duraklamanın ardından kaldığı yerden devam edecek..
   Elbette hayat devam ediyor ve acıları bir kenara bırakmayınca yaşamak mümkün olamıyor “Acılar belki de sadece günü geldiğimizde hayatın geri kalanına başka bir anlam yükleyebilmek için olsa gerek” diye düşündüğüm oluyor. Ama aradan geçen bunca yılda kamu kesimi başta olmak üzere yeterince ders alındığını söylemek zor. Ancak alınan bazı dersler de var.
   Bunlardan ilki şöyle:
   İnsanları deprem değil, nizami ve güvenli olmayan yapılar öldürüyor. Bu anlayışa varılması bile başlı başına zihinsel bir devrim sayılır.
   İkinci dersi ise o günlerde popüler olan ve halen Kızılay Başdanışmanı olarak çalışan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın ağzından bizzat dinledim. Işıkara, “Bana yeniden olacak mı diye sormayın, Deprem mutlaka tekrar yaşanacak sadece zamanın ne olduğunu şu anda bilmiyoruz” demişti. Bu anlayış da alınacak önlemler konusunda bireysel olarak herkesin sorumlu olduğunu hatırlatıyor.
   Otoritelerin Marmara fayının kırılması sonucu meydana gelecek büyük depremin Demokles’in Kılıcı gibi başımızda sallandığı uyarısını yapmasına rağmen, toplumun geniş bir kesimi olarak depremleri artık yıldönümlerinde hatırlıyoruz.
   Korkarım ki balık hafızalı bir toplumuz. Çünkü hala yapılması gereken çok iş var ve bu işlerin hayata yansıması giderek daha ağırlaşıyor.
   Gönül istiyor ki yaşadığımız her felaketten ders almış olarak yeniden ayağa kalkalım ve aynı hataları tekrar tekrar yapmayalım.
   Böyle olursa kişisel olarak ben de acı çeken insanlar karşısında, sadece acı çekmediğim için yaşadığım anlamsız suçluluğu bir daha yaşamamış olurum.

18.08.2009 10:34:53

Bu yazı 633 defa okunmuştur

Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız

Facebook'ta Paylaş

YORUMLAR (0)
YORUM EKLE
Adınız


(1000 / )


Şu anda 14 kişi online
Toplam ziyaret : 87.569.342

Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi






Fikri KAPAN { KÖŞEMDEN }
BİRAZ CEVAP, BİRAZ SİTEM!


Devamını oku »

26.03.2026 12:29:55 tarihinde yazıldı
2245 kez okundu

Orhan AKYÜZ { ORHAN AKYÜZ’ÜN YARUMUYLA... }
TTK ÜRETİMİNDE KAN KAYBI SÜRÜYOR


Devamını oku »

18.03.2026 17:56:23 tarihinde yazıldı
3451 kez okundu


ACI AMA GERÇEK


Devamını oku »

3.03.2026 12:57:45 tarihinde yazıldı
6633 kez okundu


(ESPRİYLE) KAREDEN YANSIYAN

KİM KİMİ AYARTACAK?!


Özhanlar Mobilya


Bu site en iyi IE5+ tarayıcı ve 1024 x 768 çözünürlükte izlenir.
Tüm Hakları Saklıdır
© 2006 EregliHakimiyet.Com - EregliHakimiyet.Net

Tasarım & Programlama RSNet tarafından yapılmıştır

Ereğli Haberleri